Nihat Kemal Ateş

Picture by Yusuf Cınal

Nihat Kemal Ateş, 1952 Kalkandelen-Üsküp’te doğdu. Orta okul ve lise döneminde İstanbul’da kuyumculuk yaptı. Daha sonra profesyonel futbol oynadı. 1981den beri Brüksel’de yaşıyor. Belçikan’ın birçok kentinde, İstanbul ve Ankara’da şiir etkinliklerinde bulundu. Radyo ve Televizyon’da şiir söyleşileri ve okumalarına katıldı. “Düş-be-yaz” adlı edebiyat dergisinin editörlüğünü yaptı. Belçika’da Türkçe yayımlanan “Avrupa Ekspres” ve “Binfikir” gazetelerinde sanat ve edebiyat üzerine yazıları sürüyor. Kendi sesinden okuduğu şiirlerinden oluşan bir CD çıkardı.

Şiirlerinin yayımlandığı dergiler:
İnsancıl, Eski,Berfin Bahar, Amik (Hatay), Kurgu, Kedi Gözü vb.

Yayımlanmış yapıtları:
Sevgi Adresini Bulur, Broy Yayınları, 2000
Zarfa Koyup Gülüşünü Gurbete Gönder, Senfoni Müzikevi, 2004
Uçuruma Düşen Çığlık, Sone Yayınları, 2009
Brüksel’de Sevdiğim Sokaklar, Broy-Deneme, 2014

Hakkında

İletişim/Contactnihatkemalates @ hotmail.fr

 

~~~~~~~~~~~~~~~reading rehearsal~~~~~~~~~~~~~~~

ŞİİRİM SIZLIYOR DİZELERDE

Adım var benim
Dünyada
Gurbette
Belçika’dayım
Tek isimle dardayım
Sığdırabilir miyim bir kimliğe
Ve bir isme
Her ulustan birer ismim varken

Ah! ki
Şiirim sızlıyor dizelerde

Yalnızlığın
Yosun tutmuş bir kayanın
Üzerine
Martı çığlıklarının konmasıdır
Bilirim
Öfken de büyük olur
Sevdan da
Öfkeni dizginleyemediği an
Kaşların
Çatılmış tüfek gibi durur
Alnının orta yerinde

Ve denizin kendi içine çekilmesi
Gibi kendi içine çekilme
Öfkeni karşıla
Kuşat
Sonra sınırla

Yüreğini yele karşı açık tut
Vur kendini kıyılara

Ah! ki
Şiirim sızlıyor dizelerde

Kıyılarda yorgun çatanalar
Binlerce ayak izini taşır
Bulabilir misin seninkini?
Ayak izlerinden ve kokundan
İz sürdüm
Bekle beni
Ve bak bana
Bakınca bahar oluyorum
Bakmayınca kış

 

SESİMİN ÜŞÜMEYEN GÖLGESİ

Neredesin diyorsun ?
– sesimin üşümeyen gölgesinde.
Peki ya sesin ?
– uzaklarda,
Sesimin yankılarında.
Gülüşlerin diyorsun, özledim
-bir gül yaprağında yatıya kalmış
Gülüşlerimin izi.
Ya sevdamız?
– insan kokulu tenin gibi
Hiç bozmaz ütüsünü
Sevda sevdaysa eğer yitirmez
Büyüsünü.
Şiir diyorsun,
Çok merak ediyorum
Yazıyor musun?
– bir aynaya bak, anlarsın
Yazdıklarıma benziyorsun.

 

BEYAZ ŞİİR DÜŞLERİ

Yenilmeyenlere

İskeletlerinizin
Ardına gizledik bakışlarımızı
Utancımızdan
Beyaz gülüşlerinizin
Onca açlık çekerken
Afrikalı çocuklar…

İlaçsızlıktan düğümlenmişti barsaklarınız
Bakışlarınız
Daha da büyümüştü
Demokrasi havarisi
Barış güvercinlerinin
Dayattıkları ilaç ambargosu
Çaresizliği içinde kuşatılmışlığın
Yalnız bırakılmışlığın…
Salkım salkımdı duruşlarınız
Iraklı çocuklar…

Korkunun siperinde gizlenmişken
Cömertçe sıktıkları kurşunları
Eli sıkıların
Buluyordu sizleri
Filistinli çocuklar…
Kanlarınız
Ne çok kahramandı
Yine de yakınmadınız.

Külünüzü
Yüzsüzlerin yüzlerine
Üflediniz
Sarı benizliydiniz
Ne kadar cesur
Hiroşimalı çocuklar…

Faili meçhul cinayetlere
Sürüklendi bakışlarınız
Korkmadınız
Kuş ölüleriydi yürekleriniz
Ve bakışlarınız esmer…
Karayürekli Pinoşe’nin Şili’sinde
Esmer bakışlı çocuklar
Sizi vuranlar şimdi yoklar…

Uzakdoğu’nun körpe bedenleri
Sunuluyordu tek tek
Peşkeş çekilerek
Kravatlı kent eşkiyalarının önünde
Taze bedenlerinizi
Taze gülüşlerinizle süsleyip geçerken
Önlerinden yoksulluğun
Utançsız yüzlerine sivri birer
Kemik gibi bakıyordunuz
Uzakdoğulu çocuklar…

New York’un arka sokaklarında
Kaygılarınızla başbaşa kalıyordunuz…

Meksika’da
Ara sokaklarda
Yıkadınız gözyaşlarını
Katlettiniz Zapata’nın çocuklarını
Yüzünüz kızarmadan

İstanbul’un surdibindeki tinere yenik
Öfkeleri kuşatılmış
Başıboş bırakılmış
Esmer bakışlı çocuklar…

Diyarbakır’da çöplerden çıkarırken
Ekmeğinizi
Gülüşlerinizle yıkıyordunuz umutlarınızı
Yürekleri büyük çocuklar…
Kavgaları büyük çocuklar…

Afganistan’da, Arnavutluk’ta, Makedonya’da
Savaştan savaşa sürülen
Tomurcuk bakışlı çocuklar…

Beyaz gülüşlerinize
Salkım salkım duruşlarınıza
Esmer bakışlarınıza
Yürekleri büyük
Kavgaları büyük
Tomurcuk bakışlı çocuklar…

Ben de , aranıza katılacağım
Birgün
Dünyanın gelecek mirası çocuklara
Beyaz şiirler yazacağım…

 

YENLERİ KİRSİZ ÇOCUKLUĞUMUN

Edip Cansever’e

Okullar tatile
Sen, yurduna girerdin
Sılaya

Balkonla sınırlı
Yurdumla sınırsız
Söyleşilerimiz
Sürüp giden geceler boyu
Senin o gülüşün
Bir de kadeh kaldırışın
Yok mu?

Ve geceyi uyuturdun dizlerinde
Eklerdin ardından; unutma!
Geceler yüreksizdir
Şafaklar cesur

Balkonda
Güneşe göz kırpışımız
Düştü aklıma sonra
Durup durup soruşun:
Sizin yaşamı ıskaladığınız
Oldu mu?
Benim olmadı derdin
Başlardın anlatmaya
Yenleri kirsiz çocukluğunu

Ah! dayım benim
Gülüşü, ağzına iliştirilmiş bir hüzün

Sen, soluk umutları yeşerten
Ve sürensin
Çocuksu düşlerinin eyersiz atlarını
Dağlara
Alnın ki;
Balkan dağlarıdır
Geçit vermeyen
Aslı durur
Aynada resmin
Baktıkça kendimi gördüğüm

Ah! zifiri karanlıkta ayım benim
Yakışıklı,yaraşıklı dayım benim
Sen bilirsin
Bir çocuk niye ağlar?

Çocuk yüzlü sabahlarda
Sarayburnu’nda
Küskün iki çocuğun
Barıştırılırken kafalarını
Hafifçe tos yapması gibi
Vururduk kahve fincanlarımızı
Kirsizliğine Kız Kulesi’nin.
Tekrarsız anlatımların birinde
Ters akıntılarına
Gelgitlerine bakıp
Ülkemin
Denizinde
Demiştin

Uzak değil yakındır
İntihar ettirirler Kız Kule’sini
Bakireliği kontrol
Edildiği gün
Kesin verir son nefesini

Ah! karanlık gecede ayım benim
Yakışıklı, yaraşıklı dayım benim
Sahi
Kız Kulesi niçin ağlar?

Bak, karşıya bak
Derdin
Haydarpaşa garını gösterirken
İşaret parmağınla:
Dikkat et insanın hası
Güneşin doğduğu taraftır orası
Yorgun soluk alıp veriyorsa
Kulak ver dinle
Yürek atışlarını
Tırnaklanmışsa
Kabuk tutmuş yaralar
Yüzü yıkanmamış seslerle
Çalınmışsa kapılar
Zamansız
Bozulan uykular
Kurşunlanmışsa
Tökezlenmişse umut
Kanatılmışsa insan sesleri
Öfkeliyse tere batmış esmerlik
Yaralıdır yurdum…

Anla ki;
Maç sonrası terk edilmiş
Top sahası dışına dönmüş
Yurdum
Savruk
Dağınık…

Yağmurlar başlar
Sen de işe
Dönersin gurbete
Sen buruk
Ben buruk
Kadeh kırık

Gülüşü, ağzına iliştirilmiş bir hüzün
Olan dayım benim
Sahi
Bir ülke neden ağlar?